Hamza Rüstem Projeksiyon & Fotoğrafçılık
Candia-Girit / Konak Meydanı
Anasayfa
ÜYE GİRİŞİ
E-Mail :
Şifre :
     Üye Ol | Şifremi Unuttum
ALIŞVERİŞ SEPETİM
HİZMETLER
KİRALAMA KİRALAMA
MONTAJ MONTAJ
TEKNİK SERVİS TEKNİK SERVİS
TÜM KATEGORİLER
» AĞ (Network) Ürünleri
» Akıllı Yaşam Ürünleri
» Aksesuar
» Baskı Ürünleri
» Bilgisayar
» Bilgisayar Parçaları ve Çevre Birimleri
» Elektrikli Ev Aletleri
» Ev Elektroniği
» Foto-Video
» Güvenlik
» Isıtma ve Soğutma Sistemleri
» Kablolama
» Oyun Dünyası
» Robot Ürünleri
» Tamamlayıcı Ürünler
» Telefon
» Yedek Parça
KURUMSAL / Tarihçe
 

HAMZA RÜSTEM FOTOĞRAFHANESİ

 

Hamza RÜSTEM 
1872 - 1971

Hamza Rüstem 1872 yılında Girit’in Kandiye kentinde doğdu.İlk eğitimini babası Mustafa Rüstem Hoca’nın okulunda tamamladı. Arapça , Farsça, Fransızca ve İngilizce özel dersler aldı. Bursa Işıklar Askeri Lisesi’ni bitirdi. Ardından İstanbul Askeri Mühendislik Okulu’nda (Mühendishane –i Berri-i Hümayun) makine mühendisliği eğitimine başladı. 1,5 yıllık eğitimini tamamladığı 1895 yılında, Jön Türk Hareketi ile ilgili ele geçen yazışma belgeler ve sürdürdüğü çalışmaları nedeniyle tutuklandı. Hakkında ölüm cezası verildi. Ancak yönetimdeki Jöntürk Hareketi destekçisi bakanların yardımıyla İzmir üzerinden, Girit’e kaçırıldı.

Girit’e ulaştığında, ilk önce seyyar satıcılık yaptı. İngiliz kampına yakın bir yerde tezgah kurup askerlere ufak tefek şeyler sattı. Bu sırada çalışkanlığı ve ticarete yatkınlığı Rahmizade Behaeddin Bediz’in dikkatini çekti. Karın tokluğuna fotoğraf stüdyosunda fotoğrafçılığa başladı. Dükkanda yatıyor ve ustasının öğrettiği sanatı öğrenmeye çalışıyordu. 


 
 
Behaeddin Bediz ilk fotoğraf derslerini ressam İsmail Hakkı Bey’den aldı. Behaeddin Bey kırtasiye malzemeleriyle kart postal satarak ve fotoğrafçılık yaparak geçimini sahlayan Girit’te yaşayan bir Osmanlı aydınıydı. Fotoğrafçılık gelişimini Girit’i fotoğraflayarak, özellikle de arkeolog Evans’ın Knossos kazılarının fotoğraflarını çekerek yaptı. Halen Girit’te “Girit’i ilk fotoğraflaya adam” olarak anılmakta ve pek çok fotoğrafı imzasıyla iş yerlerinde sergilenmektedir.
 
Hamza Rüstem’i kalfa olarak yetiştirdi. 1909’da Meşrutiyetin ilanında sonra İstanbul’a giderek bir stüdyo açmak istedi ve fotoğrafhanesini kalfası Hamza Rüstem’e devretti. Cağaloğlu’nda “Resne Fotoğrafhanesi”ni açtı.

Ramizade BAHAEDDİN
1871 - 1951

Literatüre göre imparatorluk sınırları içinde ilk fotoğraf stüdyosunu açan Müslüman Türk fotoğrafçı Behaeddin Bediz’dir.  Resne fotoğrafhanesi, dini inanışlar nedeniyle azınlıkların elinde olan fotoğrafçılık mesleğinin, müslüman Türk’lerin çalışma alanı olmasında bir dönüm noktasıdır.

Hamza Rüstem Kandiye’deki fotoğrafhaneyi devralınca adını “Behaeddin Fotoğrafhanesi Sahibi Hamza Rüstem “olarak değiştirdi. O dönemdeki mühür ve fotoğraf altı damgalarında,  bu yazı görülür.
 

        

Hamza Rüstem 1925 yılına kadar Girit’te fotoğrafçılığa devam etti.Hamza Rüstem girmesinin yasak olduğu imparatorluk topraklarında yaşayan bir bayanla evlenmek istedi.Uşak’ta yaşayan babasına bir fotoğrafını göndererek evlenmek istediğini belirtti. Babası Salihli’li Zehra hanımı uygun bularak, bir fotoğrafını oğluna yolladı.İki tarafta evlenmeyi isteyince Zehra Hanım Girit’e gitti ve Hamza Rüstem’le evlendi.

1877-1960 YILLARI ARASINDA HİZMET VEREN BAZI MAKİNALAR
 

1923 yılında Hamza Rüstem ve ailesi mübadil olarak İzmir’e geldi. İşyeri olarak kuruluşun bugünde çalışmasını sürdürdüğü Emirler Çarşısı’nda  (bugünkü Hamza Rüstem Pasajı) yan yana dört dükkan tutuldu. Zemin katta olan bu dükkanlarda toptan ve perakende olarak fotoğraf malzemeleri, fotoğraf makinaları ve eczalarının ticareti yapıldı. Fotoğrafhane için pasajın teras katı tutuldu. Burası stüdyo,karanlık odalar,çalışma ofisi ve müşteri kabul salonu olarak düzenlendi.

O dönemde stüdyo çekimlerinde gün ışığından yararlanılmaktaydı.Stüdyo bölümünün  çatısı ve bir tarafı demir konstrüksiyon üzerine yerleştirilmiş camlardan oluşmaktaydı.Işık denetimi tavana ve yan tarafa çekilmiş teller üzerinde hareketleri denetlenen ipek perdelerle sağlanmaktaydı.1936 yılında elektrik ışığında fotoğraf çekimine başlanınca stüdyo zemin kata taşındı.

1911931 yılında Behaeddin Bey, Resne Fotoğrafhanesi’ni, İzmir’de  İkinci Beyler sokağına taşıdı. Hamza Rüstem o güne kadar bir saygı göstergesi olarak sürdürdüğü “Behaeddin Fotoğrafhanesi Halefi Hamza Rüstem”adını değiştirip,”Hamza Rüstem Fotoğrafhanesi” unvanı ile çalışmasını sürdürdü.

İzmir Fuarı’na kurulduğu günden 1959 yılına kadar ara vermeden katılan fotoğrafhanenin pavyonu fotoğrafçılık alanındaki yenilikleri sergileyip, uygulayan ve satışını yapan bir yer oldu. Ayrıca “6 dakikada 6 muhtelif poz ” sloganı ile bol ışıklı bir kabinde fes, gözlük , nargile, telefon, şapka v.b. aksesuarlar kullanılarak ziyaretçilerin fotoğrafları çekilirdi.Fotoğraflar bristol karton üzerine, emülsiyon sürülerek hazırlanan fotoğraf kartına basılarak 5-6 dakika içinde  teslim edilirdi.Bu dönemde çekilen fotoğraflar birçok ailenin fotoğraf albümünde bulunmakta ve o günleri belgelemektedir.

Hamza Rüstem disiplinli, çalışkan, araştırıcı ve müşterisini memnun etmeyi amaç edinen bir fotoğrafçıydı.Günde on sekiz saat çalışır, meslekteki yenilikleri takip eder, uygular ve çalışma arkadaşlarına öğretirdi.Bilgi birikimini paylaşmaktan çekinmeyen ,bildiğini öğreten ve bilmediğini araştırıp öğrenmeye çalışan bu fotoğraf ustası, fotoğrafhanesinde birçok meslektaşını yetiştirdi ve İzmir’de fotoğrafçılığın gelişimine katkıda bulundu. Bir okul niteliği taşıyan fotoğrafhanede birçok kadın fotoğrafçı yetiştirildi. Kişisel mahremiyetler gözetilerek kadınların fotoğrafları çekilirken (Portre, kına gecesi,düğün, loğusa çekimleri v.b)kadın fotoğrafçılar görevlendirildi.Fotoğrafhanede yetişenlerin bir çoğu daha sonra kendi işletmelerini kurdu, ustaları ve eski iş yerleriyle ilişkilerini sürdürdü. Meslek içinde kendini sürekli geliştiren Hamza Rüstem yabancı dil bilmenin sağladığı olanakları yaşadığı için oğullarının da en az bir yabancı dil bilmelerini istiyordu.Bunun için onları teşvik etti, eğitimleri için elinde geleni yaptı.Hüseyin, Nuri ve Metin Rüstem ilk fotoğraf ve ticari eğitimlerini babalarından alarak, kendilerini geliştirdiler.

Hamza Rüstem Fotoğrafhanesi İzmir tarihini de belgeleyen bir kuruluştu.Atatürk, İsmet İnönü,İran Şahı ,Afgan Kralı gibi İzmir’e gelen tüm devlet adamlarının fotoğrafları çekildi.Önemli olaylar ve İzmir belgelendi.Ayrıca Hamza Rüstem 16 mm  sinema kamerasıyla Kemeraltı Caddesi’nde düzenlenen 9 Eylül Kutlamaları’nda birçok belge filmi çekmişti.

Hamza, Nuri ve Metin Rüstem yerel gazetelerin foto muhabirliğini yaptılar ve birçok önemli olayı fotoğrafladılar. İzmir görüntüleri, manzara, tarihi mekanlar, İzmir Fuarı’na ait görüntülerden hazırlanan foto-kartların tüm Türkiye ve yurtdışına dağıtımı sağlandı. Fotoğrafhanenin geçirdiği yangın ve su baskını arşivin büyük kısmının zarar görmesine neden oldu.


1950 YILI ÇALIŞANLARI

Hamza Rüstem İzmir’de çok sevilen, saygı duyulan bir kişiydi.Yoğun çalışma temposuna rağmen İzmir sosyal yaşamı içinde aktif olarak yer aldı.Özellikle izciliğini ileri yaşına rağmen devam ettirdi.Başkurtluk yaptı.1957 yılında İzmir’de oymak başı yardımcısı olarak görev aldı.küçük izcilerin ‘Dede kurt’ adını uygun gördüğü Hamza Rüstem bütün izci törenlerine katılmış ve liderlik yapmıştı.

1948 yılında İstanbul’da Avusturyalı fotoğrafçı Othmar Pferschy ‘ın yanında çalışan oğlu Nuri Rüstem’i İzmir’e çağırdı. Fotoğrafhanenin başına geçmesini istedi. Bu tarihten sonra işletmenin adı ‘Nuri Hamza Rüstem Fotoğrafhanesi’ olarak tescil edildi.Kendisi 1960 yılına kadar küçük oğlu Metin Rüstem’le fotoğraf malzemeleri ticareti yaptı. Hamza Rüstem 1964 yılında iş yaşamını bıraktı.21 haziran 1971 tarihinde yaşama veda etti.


NURİ RÜSTEM
1928 - 1996

Nuri Rüstem 1928 yılında İzmir’de ailenin ortanca oğlu olarak doğdu.İzmir Dumlupınar Okulu’nda ilk ve orta öğrenimini bitirdi.Lise öğrenimi için babasının isteği ile İstanbul’a gitti.Önce Işık Lisesi,ardından da yatılı olarak almanca eğitim veren St.Georg Schule’de öğrenimine devam etti.II. Dünya Savaşı sonrası yabancı okulların yatılı bölümleri kapanınca Sultanahmet Ticaret Lisesi’ne kaydını yaptırdı.

Aile mesleği ve özel ilgi alanı olan fotoğrafçılık tekniğini öğrenmek için Avusturya asıllı ünlü fotoğrafçı Othmar Pferschy’den fotoğraf dersleri aldı.İstanbul’da stüdyosu bulunan Othmar Pferschy,1935-1940 yılları arasında Matbuat Umum Müdürlüğü’nde sözleşmeli fotoğrafçı olarak çalıştı.Türkiye’yi dolaşarak binlerce kare fotoğraf çekti. Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin tanıtımı için, Atatürk’ün isteği ile hazırlanan ‘Fotoğraflarla Türkiye’ albümünün fotoğraflarını çekti.Atatürk portreleri de çeken Othmar ,Nuri Rüstem’e portre,manzara çekim teknikleri ve baskı teknikleri konusunda deneyimlerini aktardı ve onu geliştirdi.

Yabancı dilini ilerletmek isteyen Nuri Rüstem, Othmar’ın tanıştırdığı Viyana doğumlu almanca öğretmeni Erna Kent’ten almanca dersleri aldı.1945’te yatılı okuldan ayrılınca Kent ailesinin konuğu olarak,evlerinde kaldı.1947 yılında Ticaret Lisesi’nden mezun oldu ve askere gidene kadar Othmar Pferschy ile çalıştı.1949 yılında Erna Kent’in büyük kızı Nermin Hanım ile karşılıklı hissettikleri derin sevgi sonucu evlendiler.

1948 yılında babası Hamza Rüstem’in çağrısı üzerine İzmir’e dönerek fotoğrafhaneyi devraldı.Bu tarihten sonra fotoğrafhanenin adı “Nuri Hamza Rüstem Fotoğrafhanesi” olarak tescil edildi.

Nuri Rüstem yönetimindeki fotoğrafhane stüdyo ve dış çekimler,fotoğraf malzemesi,ekipman satışı ve fotoğrafhane kuracak kişilere teknik danışmanlık yaparak,İzmir fotoğraf yaşamına hizmet etmiştir.Nuri Rüstem fotoğraf bilgisi,teknolojik gelişmeleri takip etmesi ve araştırıcılığı sayesinde işletmeye çağdaş bir yapı kazandırdı.

Nuri Rüstem siyah-beyaz fotoğraf tekniğini iyi bilerek kullanmasının yanı sıra; estetik arayış ,uygun ışık ve yerleştirme özeni sonucu başarılı fotoğraf çalışmaları yaptı.Özellikle portre fotoğraflarında rötuş gerektirmeyen, ışık kullanımı ve duruşla  hataların düzeltildiği fotoğraflar çekti.

1950’den sonra İzmir – Efes yolu açıldığında Bülbül Dağı ve Efes’e yabancı gazeteci ve fotoğrafçıların arasına giren ilk Türk fotoğrafçıydı.Othmar’dan aldığı fotoğraf tekniği ve kompozisyon bilgileriyle çektiği siyah – beyaz manzara, İzmir Kent görüntüleri., İzmir Fuarı, Efes-Meryem Ana ve Bergama fotoğraflarını foto-kart olarak basarak Türkiye ve yurtdışına dağılımını sağladı.

Fotoğrafhanenin geçirdiği yangın ve su baskını arşivin büyük kısmının zarar görmesine neden oldu.Toplam 103 fotoğraftan oluşan bu arşivin, az sayıda örneği günümüze kaldı.

Nuri Rüstem 1993 fotoğrafhaneyi yeğeni Mert Rüstem’e devretti.


1980 YILI ÇALIŞANLAR

Nuri Rüstem bilgi birikimini, becerisini ve çalışkanlığını aktararak birçok fotoğrafçı yetiştirdi.Sadece fotoğraf birikimiyle değil,insana ve yaşama karşı beslediği ulvi duygularla da çevresindekilere örnek oldu. İki şiir kitabı yazmıştır.Sevgiye Çağrı ve İnançlarım...

Birçok insanın yaşamında derin izler bırakarak 1996 yılında yaşama veda etti.


MAZHAR METİN
RÜSTEM
1931

Rüstem ailesinin en küçük oğlu olarak 1931 yılında İzmir’de doğdu.Karşıyaka Erkek Lisesi mezunu ve Fransızca biliyor.

Askerliğini tamamladıktan sonra babası Hamza Rüstem ile çalışmaya başladı. Firmanın ithalat yapması ve toptan fotoğraf malzemesi satmasını organize etti. 

Bu yıllarda dönemin önemli markaları ithal edilip toptan perakende satış yapıldı. Bölgenin ilk sicak satış organizasyonunu yaptı. Taşrada ki fotoğrafçıların ayağına gidip kamyonetinde götürdüğü fotoğraf malzemelerinin satışına başladı.

1954 yılında Eşrefpaşa’da kendi fotoğrafhanesini açtı.1970 yılına kadar çalışmalarını burada sürdürdü. Daha sonra Karşıyaka’daki ünlü “Neyran Abla Çocuk” fotoğrafhanesini devraldı. 1972 yılında Konak’ta, Kemeraltı Çarşısı girişinde “Metin Hamza Rüstem Fotoğrafhanesi”ni açtı.Toptan ve perakende fotoğraf malzemesi satışı yapan bu işletme 1999 yılında M.Metin Rüstem’in hastalanması sonucu devredildi.Metin Rüstem’in Mustafa ve Mert isimli iki oğlu vardır.

Hamza Rüstem Fotoğrafhanesini günümüzde Mert Rüstem yönetiyor. Ticari başarılarının yanında tarihi bir mirası ve aile değerlerini geleceğe taşıyor. Ülkemizdeki en büyük fotoğrafhane koleksiyonuna sahiptir


KOLEKSİYONDAN BAZI ÖRNEKLER

Mert Rüstem aile işini sürdürmenin yanı sıra; işletme ve aile tarihine önem vererek, fotoğrafhanede önceki yıllarda kullanılan makineler,araç-gereçler ve çekilen fotoğrafları koruyarak, arşivledi.Bu biriktirme bir tutku halini alınca dışarıdan eklenen parçalarla da değerli bir koleksiyon oluştu ve genişlemeye devam ediyor.

Bu koleksiyon Hamza Rüstem Fotoğrafhanesi ve Rüstem ailesi için önemli olduğu kadar,İzmir Kent Tarihi ve Türk Fotoğraf Tarihi içinde önemli parçalardan oluşmaktadır.

 MÜZE

Bir fotoğrafhanede kullanılmış olan akla gelebilecek her türlü malzeme evrak koleksiyonda mevcuttur. Yaklaşık 1500 parça malzeme 1000 adet Hamza Rüstem Fotoğrafhanesi mühürlü fotoğraf, 450 kadar İzmir fotoğrafhanelerine ait fotoğraf ve belge mevcuttur. Ayrıca 5000 adet cam negatif, 80 000 adet  negatif saklanmaktadır.

Makine mühendis olan Mert Rüstem, firmanın geleceğini gelişen teknolojilerde gördüğü için 1995 yılından bu yana firmanın ürün listesine tepegöz, slayt makinesinin yanı sıra lcd projektör, dlp projektör, plazma monitör, white board ve bunlara ait aksesuarların satış servis ve kiralama hizmetlerini ekledi.

Kısa zamanda Hamza Rüstem Firması Bilişim Faurlarının aranan firması oldu. Firmanın Girit’ten İzmir’e taşınmasıyla başlayan Fuar katılımları ilk günkü heyecanla devam ediyor...


İZMİR FUARI 1930

 


2002 İZMİR ENTERNASYONAL FUARI

 


1997 COMPOTEK

 


1998 COMPOTEK

 


2003 YAPI FUARI

 


2003 TESKON

Kısa zamanda bölgenin görsel sunum sistemleri pazarında söz sahibi olundu. 2003 yılında servis TSE belgesine sahip oldu. 5 ayrı dalda alınan TSE  servisin gücüne güç kattı.
 

Dede mesleği fotoğrafçılık bu dönemde unutulmadı, fakat zamana ayak uyduruldu. Dijital fotoğrafçılık alanında firma bölgede söz sahibidir.
 


2002 İZBİLFU

Alanında her zaman yenilikleri takip eden Rüstem ailesi 1995 yılından bu yana internet üzerinde yer almaktadır. Ülkenin en çok ziyaret edilen sitelerinden olan sitemiz pek çok kullanıcının danışma adresidir.

Asırlık tecrübe ve sorumluluğun bilincinde, Mert Rüstem yönetiminde, Hamza Rüstem Limited Şirketi her gün sizlere daha iyi hizmet vermek için aynı istek ve kararlılıkta kapılarını açmaktadır.

   

Son olarak sizleri ailenin en kıdemlisi, amcam Nuri Rüstem’in eşi Nermin Rüstem’in kaleme aldığı birkaç anısıyla baş başa bırakıyorum. Bu satırlarda geleneksel ticareti bulacaksınız.

10 mayıs 1950’de deyim yerindeyse çiçeği burnunda bir gelin olarak İzmir’e ayak bastım.Yeni bir şehir yeni çevre ve en önemlisi yepyeni güzel bir aile! Gençliğin verdiği merak ve yeni ailemi yakından tanıma isteğim onların geçmişten gelen yaşam öykülerini. Bana yabancı bir konu olan fotoğrafçılık serüvenlerini sorarak ve gözlemleyerek öğrenmeye çalıştım. Bugün o kadar yıl sonra belleğimde kaldığı kadar kayın pederim Hamza Rüstem ve sevgili Eşi Zehra Rüstem’den duyduklarımı ve iş yerlerinden gözlemlediklerime dayanarak Hamza Rüstem kuruluşunun yaşam serüvenini nakletmeye çalışacağım.Yanlışlarım ve eksiklerimin bağışlanmasını diliyorum:

Hamza Rüstem’in Girit gidiş nedeni zaten yaşam öyküsünde belirtilmiştir.Orada Behaeddin beyin yanına önce çırak olarak giriş ve sonra Bahaeddin Bey Türkiye’ye dönünce ustasının işini devralıp ona saygısından yine onun adıyla devam ettirmesi sonra İstiklal Savaşının zaferli sonuçlanması  ve 1. Mübadele serüvenini ‘..Serüvenini diyorum çünkü yılların emeğini ve birikimlerini geride bırakarak yeni bir vatanda yeniden baştan başlamaya çalışmak’ hem de İzmir’i ilk Türk ve Müslüman fotoğrafçısı olarak o yıllarda tutucu zihniyet fotoğrafçılığa pek makbul saymazdı onun için o yıllarda bu zanaat gayri Müslimlerin tekelindeydi. Zanaat diyorum çünkü fotoğrafçılığın bir sanat dalı sayılması için yılların geçmesi gerekmekteydi.

İlk fotoğrafhane Emirler Zade Pasajının önündeki binanın üst katında kuruldu. Camlarla kapanmış bir teras stüdyoya dönüştürüldü.Bu terasın tavanı da camdandı, çünkü o yıllarda fotoğraf çekmek tuvaletin yanı da karartılarak karanlık oda haline getirildi.Diğer girişteki oda da müşterilerin bekleme yeri idi.Bugün bile orta kattan sonra tahta bir merdivenle çıkılan bu yer mevcuttur.

Sonra işler düzelince, pasaja inildi önce kirayla sonrada Emirler Zade dükkanları satınca onları alarak büyük bir fotoğrafhaneye dönüştürüldü.

Bu pasajın sağ tarafında yan yana sıralanan dört dükkandan oluşturuldu.İlki satış bölümü idi.Orada profesyonel fotoğrafçıların gereksinimi olan tüm malzeme ve araç satılmaktaydı.

Hatta o yıllarda kullanılan banyoların tüm kimyasal maddeleri de ağaç varillerde hazırdı.Her fotoğrafçı kendisine gereken ilaçları gramla tarttırarak alırdı.Dükkanın genel kasası da oradaydı. Başında da kasiyer kızımız

İkinci dükkan bağlantılı olarak fotoğrafhanenin işlerinin hazırlanıp zarflara konularak müşterilere hazırlandığı yerdi.Üçüncü dükkan fotoğrafhanenin müşteri kabul ve bekleme salonu olarak düzenlenmişti.Dördüncü ve son yerde fotoğrafhaneydi.Resim orada çekilirdi.Değişik fon perdeleri ve aksesuarlarla donanmış günün stüdyo fotoğraflarının modasına uygun döşenmiştir.

Bugün bile var olan bu dev makine ile çekim yapılırdı.

Bu dükkanların karşı tarafında (bugünkü mağaza) karanlık odalar yapılmıştır.İçinde aynı anda çalışabilen birkaç bölüm vardı.Birinde amatör işleri yapılırken birinde  de stüdyo resimleri yıkanır ve basılırdı.O dönemlerde fotoğrafın çekiminden film banyosu ve baskısına kadar  her şey fotoğrafhanenin bünyesinde yapılırdı.Hatta banyoların tertibi bile filmin kontrastlığına göre hazırlanırdı.

Onun için iyi bir fotoğrafçı olabilmek için bütün bu bilgileri ayrı ayrı öğrenmek gerekirdi.Bu da epey zaman alırdı.Çocuk olarak bu zanaatı öğrenmek için  giren çıraklar çoğu kez yetişkin olarak ya askere gider yada kendi yerini açmak için mağazadan ayrılırlardı.

Hamza Rüstem Fotoğrafhanesi bir çeşit ekoldü.Bazıları da hiç ayrılmaz yıllarca mağazanın bir duayeni olarak Hamza Rüstem ailesinde kalırlardı.

1950 yılında Fotoğrafhanenin yönetimini Hamza Bey ortanca oğlu Nuri Rüstem’e bıraktı.

O da    elinden geldiğince canla başla çalıştı.İstanbul’da  lise ve yüksek tahsilini yaparken bir yandan ünlü Avusturyalı fotoğraf ustası Othmar’ın yanında fotoğrafçılığın inceliklerini ve sanat yönünü öğrendi.Bu birikimle fotoğrafhanede pek çok yenilikler yaptı.Örneğin İzmir manzaralarından oluşan bir arşiv kurarak bunları bayram tebrikleri olarak piyasaya sundu.

Kanımca boyalı tebriklerden vazgeçip ilk o kartpostal İzmir ve çevresi manzaralarından oluşan bir tebrik kartı geleneği kurdu.Birde fuar dönemi etkinlikler vardı ! Her sene fuar zamanı bir pavyon kiralanır ve orada gerek malzeme gerekse resim ve hizmet reklamları yapılırdı.Bu Tabi ki uzun bir çalışma günü gerektirirdi.Rüstem ailesinin genç kuşağı ve seçilmiş bir kadro orada öğleden başlayarak gece yarılarına kadar çalışırdı.Evlere  ancak gece 1’den sonra gidilirdi.Bir de orada “Fotoma ton” diye bir olay vardı küçük bir kabine yerleştirilen makine özel bir kağıt üzerine 6 tane şerit halinde resim çekerdi.Sonra onlar fotoğrafhaneye gelir ve özel banyosunda hazırlanarak tekrar fuara götürülürdü.

Hamza Rüstem firmasının personel kadrosundan kısaca bahsetmek isterim. Hepsi bir aile gibiydiler Büyüklerin sabalı elleri öpülür ve tüm işler karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinde gerçekleştirilirdi.Kararları salt patron almaz, herkesi toplayarak müşterek bir çözüme ulaşılırdı.Yardımlaşma ve sevgi başlıca şarttı.Personelin büyüklerinin bazıları Hamza beyle Girit’ten beraberce gelmişlerdi.bunların başında Cafer Çınar Bey gelirdi. Az konuşan, çok okumuş, mağazanın filozofuydu. Bütün muhasebe ve muhaberat ondan sorulurdu.Titiz,dürüst ve işine bağlı bir zattı..İleri yaşına kadar dükkanda çalıştı ve oradan emekli oldu.fotoğrafhanenin başında Esat Suyolcuoğlu vardı. O da Girit’ten  gelmişti. Fotoğrafçılığın bütün işlemleri ondan sorulurdu.Resim çekmekten tutun da,banyosu, baskısı, rötuşu hep onun elinden geçerdi. Bütün çırakların öğretimi ile meşguldü.Heyecanlı aceleci hiç hata affetmeyen kolay parlayan ama dünya iyisi bir ustaydı. Kendine has o tatlı Giritli şivesiyle herkesi gülmekten kırıp geçirirdi. Hüseyin bey mağazanın emanetçisiydi.Bütün dükkanların karanlık  odaların ve depoların anahtarları ondaydı. Erkenden gelir dükkanları açar, mal sayımı yapar azalanları bildirir az konuşur, ama çok dürüst bir kişiydi. Nuri Usta mağazanın tüm tamir, boya ve gel git işleriyle meşgul olurdu. Aceleci, kolay kızan hep bağırarak konuşur, dükkandakiler ona takılmaktan zevk alırlardı. Fotoğrafhanenin genç kuşak elemanı İlhan hanım hazırlanan resimleri ayırır, zarflara koyar ve müşteriye hazırlardı. Ayrıca fotoğrafhane bölümüne gelen bütün müşteri ve ziyaretçilerle meşgul olurdu.O İzmir’de kadroya katılmıştı. Bir de İkbal Abla vardı, o fotoğrafçılığı babasından öğrenmiş Girit kökenli bir bayandı. Onun görevi dışarıda resim çekmeye gitmekti. O yıllarda Doğum, sünnet, nişan, ve düğünler çoğu zaman evlerde yapılırdı. Eve bir kadın elemanın gelmesi o zamanın anlayışına daha uygun olduğundan  ikbal abla küçük bir çırakla makinayı malzeme çantasını ve diğer gereci alır geceleri evlere gidip orada resim çekerdi. Sonraları dışarıda yapılan törenlere de çağrılmaya başlandı oda yaşlılığına kadar mağazada çalışıp emekli olanlardandı.

Fotoğraf bölümüne sonraları Mehmet Ali Resimci adlı gençte katıldı,o rötuş,resim renklendirme gibi işleri yapardı.Sonraları İzmir’in naif ressamlar ekolünde yeteneği ile yerini alacaktı.

Satış bölümünde Kore Gazisi Ali Bey de sonraları katıldı.Yıllarca dürüstlüğü ve bağlılığı ile orada çalışanlara örnek olup Nuri Rüstem’in ardından emekli oldu.( Gerçek emekliliğinden sonra Nuri Rüstem’i bırakmadı çalışmaya devam etti fakat Nuri Bey’in vefatından sonra kasanın anahtarını ve evrakları teslim edip ancak o zaman emekli olmuştur)

Birde artık isimlerini anımsayamadığım sayısız çıraklar burada yetişip sonraları kendi işlerini kurdular ve İzmir’in iyi fotoğrafçıları olmuşlardı.Ancak hiçbiri bağlarını mağazadan koparmaz malzemelerini oradan alır bir sorunları varsa danışır ve her zaman maddi ve manevi destek görürlerdi.Çoğu evlenirken şahit olarak önce Hamza Beyi sonraları da Nuri Beyi çağırırlar ve Hamza Rüstem ailesinin bir ferdi olmaya devam ederlerdi. Kıvanç ve kederlerinde hep Hamza Rüstem Firmasını yanlarında bulurlardı.Galiba yeni iş düzeninde bu şekilde çalışan kuruluşlar artık pek kalmadı .Çağın bu baş döndürücü  sadece kazanmaya yönelik çalışma hayatı bizden bu gibi güzellikleri teker teker alıp götürdü.Birde dükkanın “Bey Dayısı” vardı bu köklü bir İzmir Musevi ailesinin ferdiydi, herkes Bey Dayı diye çağırdığı için ismini bilemeyeceğim oda bir çeşit halkla ilişkiler sorumlusu idi. Gerek müşteri gerekse personel arasında oluşan sorunları tatlı dili ve kıvrak zekasıyla hemen halleder hoş ve tatlı latifelerle anlaşmazlığı anında çözerdi.

Zamanla dört dükkanın gereği olan çok geniş kadro ve yer çokluğundan ötürü mağaza karşı tarafa bir büyük mağazaya taşındı. Alt kat satış bölümü ve üst ara kat da fotoğraf stüdyosundan ibaretti.(Bugünkü sol ilk dükkanda bu şekilde 1993 yılına kadar çalışan Nuri rüstem ,o senenin sonunda mağazayı Kardeşi Metin Rüstem’in küçük oğlu Mert Rüstem’e  bırakıp kendini emekli etti. Bugün üçüncü kuşak Rüstem’in idaresi altında yapılan olumlu gelişmeleri izledikçe, Hamza Rüstem ve Nuri Rüstem’in emeklerinin boşa gitmediğine sevinç ve gururla tanık oluyorum.

Bu yüzyılı aşkın emanetin daima daha ileriye ve güzele doğru yol alması benim gibi yaşlı bir tanık için gerçek bir mutluluktur.Nice yıllara ve Nice kuşaklara!

Kronolojik olarak Firmamızın  yöneticileri;

RAHMİ ZADE BAHAEDDİN : 1877-1910
HAMZA RÜSTEM : 1910 1950
NURİ RÜSTEM-METİN RÜSTEM : 1950-1960
NURİ RÜSTEM : 1960-1993
MERT RÜSTEM : 1994-
 
Sayfa Başı
 
Güvenlik, Gizlilik, Teslimat, Garanti ve İade Bilgileri | Mesafeli Satış Sözleşmesi

Tüm Hakkı Saklıdır © 2013 - Hamza Rüstem Foto. Pro. San Tic. Ltd Şti.
Tel: 0(232) 484 81 37-425 56 75. Faks: 0(232) 441 03 43. E-posta:bilgi@hamzarustem.com.tr
Aynur Uğurlu